26 Şubat 2012 Pazar

şuanşudakika.

gittiğinden beri yıkamadığım saçlarım. dünden beri, hemen yağlanır mı?..
22,5 saatlik uykudan sonra, gözlerim şiş uyandım. doğrulduğum yataktan söyle süzdüm etrafımı, ortalık dağılmış.
toplamadan yatmışım herhalde,hatırlamıyorum..
toparlama niyetim de yok!
ah! migren sancıları..
ağzım kurumuş, su verin! evde kimse yok! mutfakta tek bir temiz bardakta yok.
çantada 22,5 saat önce aldığım pet şişede su olmalı,dik kafaya..
olmuyor.
yatağın üstüne, 22,5 saat önce fırlattığım jean ile kazağı buluyorum el yordamı ile.
kalk ve çık.
gerçekten yağlanmış saçlarım!? ne çabuk!
duşa giremem. nereye fırlattım bereyi?
güneş var.
ama herşey 22,5 saat öncesi gibi..
minibüs dolu yine..'şu parayı uzatır mısınız?'
cam kenarı yolcusuyum ben..
berem, gözlüğüm,deri ceketim,bağcıkları açılmış botlarım, deri çeketimin altında kollarını kestiğim yün hırka,kırmızı kazak! tuhaflığıma mı bakıyor bu millet!!
dalmışım.. düşünüyorum..

bir süre yaşamıyor olacağım sanırım yine..

aman tanrım! ineceğim yeri geçmişim..uyan be kızım! 'inebilir miyim!!'
hafif soğuk mu bu hava?
kafamda tüm bu cümleler..

gitme be çocuk..

yazayım diyorum.
kağıt yok. kitap var,ona yazayım. kalem yok, göz kalemi var. yazamam uzun uzun.
internet cafe!! herkes alışverişte!
dal ara sokaklara!
'buralarda internet cafe var mı!?' garip bakışlar..
'bilmiyorum..' 'saol!'
işte!
aç kapıyı, hemen bir masaya otur, hemen kus!'
'hoşgeldi..'  'şu bilgisayarı aç!'
tüm masalar dolu. msn'den hatun yuvarlamaya çalışan, kameradan, kalabalıkta ne kadar yapabilirse o kadar kur yapmaya çalışan gençler. tek bayan benim.. ne garip..
pis ve havasız bir cafe!
oturduğum koltuk , ortalamamnın üstünde büyüklükte ki - büyük ihtimal erkek- göt kalıbı çukurluğu oluşmuş.
pis de kokuyor!!
 'google' 'fizy' 'bülbülüm altın kafeste' 'enter' 'dowland..' 'enter.' 'hata' 'of ulan!!' 'bülbülüm altın kafeste' 'enter' 'hah! sonunda!!'

ufak bir paronaya, 'şifre gircem, bi bok olur mu acaba??' 'sittir et,yaz!'
yaz..yaz...yaz..

kısa filmin dramatik sahnesi gibi herşey! dış sesi algılamayan, iç sesin tırmadığı kulaklar.
bu hayatımında varolmuş ve hep varolacak bir sirkülasyon.
acıtasyon falan değil, arabesk tadında en damar depresyon! net!

herşey üst üste gelmiş gibi.
def edeceğim herşeyi.
yalnız yaşayabilir miyim?

nerden nereye geldi..

'çay ister misiniz?' diye soruyor cafe sahibi, anlamsız bir merak ve gerginlik var suratında. tüm cafeyi enerjime hapsettim sanırım.

sigara içmem lazım..

..

cafe önüne iki iskemle atmışlar,benimle birlik sigara içen 3 kişiyiz.

7 numaralı masamıdayım tekrar..
süreyi ve vereceğim parayı gösteren pencere ekranda..
3 lira vereceğim varmış.

fido,umar,minikkuş ve diğer blog yazarları..ne yapıyorlar acaba?

dışardaki millet halinden memnun gözüküyordu.
meteorolojiyle doğru orantılı insan psikolojisi.

çıkmadan,zeynep'in mamasını vermişmiydim?

ozan hangi cehennemde!
üç beş adam toplanmış gitar çalıyorlar.
ne harika!

başka bir dünya verin lan bana!
kapısında dikilip 'damsız girilmez!' diyebileceğim bir dünya.

sıkıldım..tıkandım..çıkıyorum..

gidip deniz bulmalıyım..

8 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. evren sinyalleri..nasıl bir yalan..

      Sil
  2. Sana bir pc alalım hemen.
    Ne işin var int.cafelerde ?

    Ne yapıyordum ?

    Sevgilinin kızıyla eyvah eyvah serisini izliyorduk.Sonrası park,sinema akşam yemeği için cafe/restaurant vs ...

    Aslında dolmabahçe de kahve iyi gelirdi seninle.fidoyu minik kuşu çekiştirirdik :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bilmiyorum, sadece ihtiyaç duyduklarım vardı.

      iyi olabilirdi..

      Sil
  3. ah bebeğim senin resmen için şişmiş:(
    keşke yakınlarımda bi yerlerde olsaydın, bugün pek güzel bi kafaltı yapmıştık, ellerimle tıkardım agzından burnundan lokmaları, sonra da bi güzel saclarını yıkardık:) hatta dur bi dakka ya, seni bizim banyoya atar, iki de kese atardım elim deymişken hehehe:)
    hiiiç merak edilcek bi bok yok benim hayatımda kuşum, heleki fotoğraf makinemden uzak yaşadıgım şu günlerde herşey pek bi gri kırçıllı.
    gerçi kırçılı severim ben ama neyse işte bilemedim öyle yani.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet, dün yakınlarda olsaydınız dedim.
      sahi,yıkar mıydın beni?

      huzurun seininle olmasına sevindim..

      Sil
  4. ne ilginçtir ki keyifli Pazar gününde tüm gün aklımdaydın,Adana'dan misafirim vardı,kahvaltı,çekim,akşam yemeği,martılar,şunlar bunlar ama aklımda hep sen vardın..sen ve Berk,gelen misafirime de anlattım sizi,çok etkilendi,gözleri doldu,o da bir anneydi,ama dur sakın duygusala bağlama,ondan sana kocaman bir bravo,helal olsun,aferin geldi,sana yeter mi bilmem??telin olsa arayacaktım,mail atayım dedim,postunu gördüm zaten,buraya yazayım dedim..Berk sağlıklı,yerine vardıysa,seninle harika bir vakit geçirdiyse lütfen için huzurlu olsun,Haziran'a çok az kaldı,hadi mutlu ol bebek..kalk ılık bir duş al,sonra sıcak bir çay koy kendine,aç güzel bir müzik,sonra da uykuya dal,güzel bir hafta seni bekliyor,herşey de çok güzel olacak,tamam mı???
    kocaman öpüyorum seni,hatta önce bir sarılıyorum,bak bahar da geliyor zaten :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. uzun uzun deniz kenarında yürüdüm..sen de öyle yapmışsın..ne güzel! aynı yerdemişiz.
      ben de düşündüm sizi dün. belki bir arada olmalıydık.bilemiyorum.
      sarılmanı hissettim.iyi ki varsın dedim.
      öperim

      Sil